29 Nisan 2013 Pazartesi

bi şarkıdan çok daha fazlası...

Artık yalnız değilsin, hayallerin var.
Koş yağmurda, rüzgarda; yüz uzaklara. 
Keşfetmeye hazırsan cesaretin var
Hiçbirşeyin olmasa da özgürlüğün var.

Artık güçsüz değilsin, elinde gençliğin var
Koş yağmurda, yüz denizde
Bir kez yaşanır bu hayat
Yan güneşte, uç göklerde, engelleri düşünme.

Koş yağmurda, yüz denizde
Bir kez yaşanır bu hayat
Yan güneşte, uç göklerde, senin elinde mutluluk.

Artık yalnız değilsin, hayallerin var.
Koş yağmurda, rüzgarda; yüz uzaklara. 
Keşfetmeye hazırsan cesaretin var
Hiçbirşeyin olmasa da özgürlüğün var.

Artık güçsüz değilsin, elinde gençliğin var
Koş yağmurda, yüz denizde
Bir kez yaşanır bu hayat
Yan güneşte, uç göklerde, engelleri düşünme.

Yukarıdaki dizeler Teoman'la Şebnem Ferah'ın birlikte seslendirdikleri bir şarkıya ait. Tesadüfen çalındı kulağıma ama ilk duyduğumdan itibaren yüzümde bi gülümseme, engel olamadığım. Garip bi enerjisi var şarkının. İnsanı içine çekiveriyo bagetin bateriye ilk vuruşuyla birlikte. Müthiş özgüvenli hissettim kendimi ve de çok cesur. Herşeyi denemeye hevesli, istekli. Hem de her konuda.

Allak bullak olduğum bu akşam gerçekten iyi geldi. Bi süre önce yükselme sınavına girdim. Sonucunu bekliyodu benden başka herkes. Benimse içime sinmeyen bişey vardı. Çalışmak istemedim, önemsemedim ve de çalışmadım. Çünkü sınavın sonucu olumlu olsa bile, ikinci aşama olan mülakatta çuvallıcağımdan emindim. Hala da öyleyim. Hayatımda ilk kez bi sınava girerken, hiç iddialı olmadım. Çalışmadım. Resmen istemedim. Ve öylece girdim hiçbi çaba göstermeden. Bi yanım acaba çalışsamıydım derken diğer yanım boşver zaten geçemiyceksin diyordu ama içimde bi huzursuzluk, içime sinmeye bişey vardı. Hala da var. Neyse öyle ya da   böyle girdim sınava. 80 dakika sürenin verildiği 70 soruluk sınavın tüm sorularını ilk 15 dakikada cevaplamayı bitirmiştim. Ona da ayrıca bi şaştım zaten. Bi yandan bu kadar kolay olmuş olamaz derken diğer yandan tabi salladım da ondan bu kadar çabuk bitti sanıyodum. Bu akşam sonuçlar açıklandı başarılı olmuşum. Şaştım, kaldım. Demek ki gerçekten kolay gelmiş bana sorular. Neyse mülakatı hala geçemiyceğimi düşünüyor olsam da, en azında bi daha yazılı sınava girmeme gerek kalmadı. 

Yani işte böyle saçma salak şekilde ortalarda dolandığım bi akşamda, tam da günü bitirmek üzereyken birinin bana çıkıp;
- Elinde gençliğin var,
- Bi kez yaşanır bu hayat
- Koş yağmurda, yüz denizde 
- Hiçbişeyin olmasa da özgürlüğün var
demesinin tesadüf olmadığını düşünüyorum. Ve her ne şekilde duyduysam bu sözleri olağanüstü iyi geldi. Şimdi ben bu gazla sabaha kadar mışıl mışıl uyur, rüyamda cesaret etmeye bile cesaret edemeyeceğim şeyleri denerim diye düşünüyorum. 

İyi geceler.

Selin.



27 Nisan 2013 Cumartesi

hadi başlayalım...

Onca kitabı taşımak zor oldu. Spor yapmışcasına ter attım diyebilirim. Neyseki artık evdeyim. Kahvem hazır, kitabım önümde.

Ne kadar güzel olursa olsun dışarıdaki hayat, ev gibisi yok.
Ne kadar güzel olursa olsun önündeki cümleler, yazmak gibisi yok.
Ve ne kadar güzel olursa olsun yazdıkların, okuyup başka yazılanlara tanıklık etmek gibisi yok.

Aşktan Bu Kadar'la başlıyorum. daha önceki post'ta alıntı yaptığım kitap. Fransızca'dan çevrilme. Bakalım bir Fransız Öpücüğü kadar tatmin edici olabilecek mi?

Hadi artık gelsin satırlar...
Kalbi kitapla çarpan herkese selamlar...

Selin.

Aşktan Bu Kadar...

Senin dahil olmadığın seninle ilgili hatıralarım da var benim, onları bilmene olanak yok tabi. Öylesine içimdesin ki, fiziksel yokluğun neredeyse hissedilmiyor. Bu senin, sahilimde bıraktığın ayak izin, varlığının bana bağışladığı sessiz melodin. Sadece seni düşünüyorum. Bir önceki gün seni ilk defa kollarıma aldım ve beni o an istila ettin. Seni anlatıyor olan cümleler geliyor aklıma, amaçsızca not alıyorum. Seni düşünüyor, seni yaşıyor, seni yazıyorum.

Aşk benim için her daim sorunların en büyüğü oldu, hatta belki de tek sorun oydu...

Herve Le Tellier

kitaplar arasında...

Bugün benim için nispeten daha farklı bigün. Haftalardır ilk kez bugün sporu kırdım. Canım hiç istemedi nedense bugün salona tıkılmak. Yerine geniş yeşillik bir alanda çimenlere yayılıp piknik yaptım da diyemem :)) Bugün biraz kitaplar arasında kalmaya ihtiyacım olduğunu hissettim. Favori kitapçım D&R'da kayboldum :)) Adı, kapağı, yazarı, konusu hoşuma giden, ilk bakışta okumak istediğimi hissettiğim neredeyse her kitabı aldım. Mağazanın yarısını gezmeyi tamamladığımda elimde 12 kitap vardı ve artık durmam gerektiğini farkettim.

- Erteleme!
- The Great Gatsby
- Sense and Sensibility
- Aşktan Bu Kadar
- Şans Müziği
- Adı: Aylin
- Dürüst Olmanın Gerçek Nedeni
- Kırk7
- Annelik Ömür Boyu
- Beni Hep Sev
- Sudoku
- The Economist

Gerçekten açlık hissetmiş olmalıyım bu kadar almak için. Ne zamandır okumaya ara vermiştim aslında. Elimde bekleyen de bir sürü kitap var ama nedense bugün ayaklarım beni kitapçıya götürdü. Kısaca önümüzdeki haftaları komple okuma haftası ilan ediyorum. Hadi herkese iyi okumalar.

Selin

24 Nisan 2013 Çarşamba

gecenin elinde...

Bi gün daha biterken,  geride çok şey bıraktı yine. Aşka dair umutlar, keyifler, hüzünlerle birlikte yarına kaldı. Belki yarından da yakın derler ya hani... Bana aşkla bakan, sadece gözlerimin içini dikkate alan uzaktaki sevgilimi bulmama belki de çok az kaldı.

Şimdilik gecenin elleriyle yetinmek zorundayım. Uzaktaki sevgilim geldiğinde buralara bi "masal" armağan etmek üzere gidiyorum. İyi geceler...