30 Haziran 2015 Salı

hoşgeldin sevdiğim...

 
 
hoş geldin sevdiğim... bende uzun zamandır seni bekliyodum. ne zaman gelecek diye meraklanıyodum da bi yandan. sonunda geldin, artık burdasın. sefa geldin, hoş geldin.

uzuuun uzun yazdım sana burdan. okumuşsundur belki. okumadıysan da salla gitsin, hepsi o kadar değersiz ki senin yanında. sen varsın ya, artık bana hiçbişey olmaz.

yalnız vaktimiz çok dar sevdiğim. biliyosun sen geç kaldın, bense çok erken geldim. o yüzden çok iyi değerlendirmeliyiz zamanı. yağmurda beraber ıslanmaya, elele uzun yürüyüşler yapmaya, sadece susup bakışmaya hemen başlamalıyız. sen şimdi geldin ya, benim bir dakikayı daha yalnız geçirmeye tahammülüm yok. "biz" olmalıyız, en acilinden.

hoş geldin sevdiğim... bana öğreteceğin çok şey var, hazır mısın? bense, öğrencin olmaya dünden razı.
gözlerine dalmanın nası bişey olduğunu öğret mesela.
tüm benliğinle birine ait olmanın ne demek olduğunu da...
biz gibi konuşmayı, biz gibi anlamayı, biz gibi sevmeyi öğret bana.
bi insanın yüreğine dokunmak ne demek, gözlerine parmak izini bırakmak nasıl olur, onu anlat.

"taş duvarlar arasındaki karanlığımın senden başka penceresi yok" demiş ya Sabahattin Ali, işte o pencereyi bulalım birlikte, ve ordan bakalım vaktimiz varken.

"aşk yasadışı bir uygulamadır" şeklinde tanımlar
 Enver Aysever, hadi zincirleme suç işleyelim, zamanımız dar.

"bu kadar kısa sürede hayatım olmuş olamazsın" der İclal Aydın sevdiğine. sen tam da bu kadar kısa sürede hayatım oldun sevdiğim.

sen benim kahramanım olmaya geldin ya sevdiğim, hoş geldin...
ben de seni sessiz, sakin, huzur dolu bir cumartesi günü kadar sevmeye geldim, hoş geldim...

selin.

29 Haziran 2015 Pazartesi

hoşgeldin...

Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin.
Ahh ışıklar içinde kaldım, yandım efendim

Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç geldin, ben sana erken
Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken

Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin.
Ahh bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim

Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç kaldın, ben sana erken
Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken

son günlerimin yüzümü güldüren şarkısı. ezginin günlüğünden tanıdığımız hüsnü arkan yazmış, bestelemiş. bununla da kalmamış birsen tezerle düet yapmış. ortaya muhteşem bişey çıkmış. geç keşfim ama meraklısına:

https://www.youtube.com/watch?v=o9EaKY8lBFw


17 Haziran 2015 Çarşamba

haziran

İçimde küçük bi kız çocuğu, ota boka heyecanlanıyo.
Hayaller kurmaya, durup durup gülümsemeye başlıyo.
Dışında kuyruğu hep havada, ben tek başıma da varım portresi,
İçinde korunmaya, kollanmaya muhtaç bi yavru kedi. 

23 Mayıs 2015 Cumartesi

hala... yanılsama...

Bi kitap okumuştum Şubat ayıyıdı galiba.

Paul Auster'in Nobel ödüllü YANILSAMALAR KİTABI. Başroldeki karakter bir uçak kazasında eşini ve iki oğlunu kaybediyor ve tam toparlanmaya, işine dönmeye hazırlandığı sırada bir araştırma sebebiyle bir kadınla tanışıyor. Kadın tabi çok etkileyici, hoş, güzel, bilgili. Kadınla 8 gün birlikte oluyor. Sadece 8 gün. Adam kaybettiği sevdiklerinden sonra ilk kez bu kadar mutlu günler geçiriyor. Tanıştığı kadın, 8. günün sonunda esrarengiz bir şekilde ölüyor. Adam yine dehşet bir travma içinde tabii. Sonra kendini şuna inandırıyor: 8 gün birlikte olduğum, mucizevi günler yaşadığım kadın aslında yoktu. Benim toparlanma sürecimde kendi kendime uydurduğum biriydi. Daha doğrusu bir YANILSAMAYDI.

Artık yok, aslında zaten hiç yoktu.

Not: 2008de yazdığım bi yazıdan alıntı. üstünden 7 yıl geçti, hala aynı YANILSAMAlar peşindeyim.

Selin.

9 Mayıs 2015 Cumartesi

anlamazsan anlama...

anlaşılmıyomuş, yok yaaa. sanki herkes anlasın diye yazıyorum ben. kamu personeli miyim oolum, marjinal faydayı mı gözeticem yazarken.

ben kendi içimden geldiği gibi yazıyorum, içimi döküyorum bembeyaz defterime. ben anlatiyim de sen ister anla, ister anlama. umrumda değil.

su hayatta yapabildiğim için sonsuz şükrettiğim üç şeyden biriyse bu yazma zımbırtısı, anlayan anlamayana bakmadan yazarım. sayfalar doldururum, defterler bitiririm gene de yazarım, sadece bi kişi anlasa bile.

zaten hedef kitlem belli: adamın biri. ben ona "sevdiğim" derim, sen "ne anlatıyo bu" dersin.
o da er geç bi gün okucak bu satırları. tek bi kelimesine altdudağı güleyazsın, ben bu hayattan gözüm kapalı vazgeçerim.

selin.