12 Ağustos 2015 Çarşamba

kalabalığım

Hakan; korumacı, sahiplenici, kendinin, kendinden olmayanı bile çok sevici.
Nazan; korkunç kaybından sonra beklemediği şekilde aşka düşen, kendinden başka kimse için kötülük düşünmeyen.
Ömür; hayata 10-0 mağlup başlayıp, durumu herşeye rağmen 11-10'a getirmeyi başaran.
Deniz; hikayesi Avusturalya'da okyanus kıyısında başlayıp, Van'da sona eren, özverili, mantıklı.
Eşref; sadakatinden zerre ödün vermeyen, adil, ağır abi.
Pelin; bar sahibi, kız annesi, biraz cabbar, biraz naif.
Ve Savaş; Savaşım, tek misyonu  bana aşkı hatırlatmak olan kendim kadarım, uzun adamım, cennet gülüşüm.

benim kalabalık ekibimin yalnızca bir parçası. belki de en önemlileri. iyi ki varsınız. çaldım, çırptım belki ama iyi ki doğurdum sizi. ilmek ilmek ördüm her birinizi. ayrı ayrı hayatlar inşa ettim, karıştırmadan sizi.

bana bi tek siz zarar vermediniz. bi tek siz üzmediniz. hem  hep benim yanımda olsunuz, hem de hep benim istediğim gibi. bazılarınızı ben var etmedim ama ben büyüttüm. bazılarınızsa %100 hand-made. övünüyorum şimdi eserimle, iyi ki varsınız hayatımda. sıkıldım bazen sizden inkar edemem. kovdum hepinizi. bunaldım kalabalığınızdan. ama siz beni tamamiyle hiç terketmediniz. ne zaman çağırsam koşa koşa geldiniz. bana hep parmak ucumun değebildiği en uzak nokta kadar yakındınız. varoluş sebebinize vefa borcunuzu öder gibi hep ordaydınız. bu yüzden vardınız ve ben bu yüzden hep çok sevdim sizi.

şimdi bu kitabevinin soldan ikinci masasında yalnız başına oturmuş devamlı bişeyler karalayan, yazan, çizen kız var ya... işte o siz olduğunuz için hiç yalnız değil. varsın herkes yalnız sansın. içimdeki kalabalığı varsın kimse görmesin. ben dışımdaki kalabalıktan kazık yedikçe, darbe aldıkça daha da çok sarılıyorum size. şükrediyorum varlığınıza.

anneliğinizle, babalığınızla, hatta babaanne-dedeliğinizle giderek daha da kalabalık oluyoruz, çoğalıyoruz, büyüyoruz. her geçen gün daha da kocaman bi aile oluyoruz.

heyy!! cebimdeki kalabalık... biz bize yeteriz. bi de "kendim gibi" aldık mı aramıza, daha da başka kimseyi istemeyiz.

selin. 

mahkumsun

mahkumsun kızım...

etrafındaki insanların etrafındaki insanlar var oldukça yalnızlığa mahkumsun.

o ikinci dereceden etrafta olanlar, önce birinci dereceden olanların sonra da dolaylı yoldan değil direkt senin hayatını boka çevirmeye devam edecek. ve sen hiçbişey olmamış gibi yaşamaya kaldığın yerden değil, sıfırdan başlayacaksın. buna mecbursun.

kendin gib yalnız, kendin kadar yalnız biriyle karşılaşmadığın, tanışmadığın, buluşmadığın sürece bu böyle olacak. 3. kişiye bok yemek değil, senin hayatını boka çevirmek düşecek.

paylaşıp, adını yalnızlıktan çıkartmadığın sürece, yalnızlığının sana yoldaş olduğunu düşünürken, o seni hep en dibe, en yalnıza çekecek.

yalnızlığınla hep mutlu, hep daha mutlu olacaksın, ta ki yalnız olmayanları görene kadar. iç motivasyonunu hiç düşürmeden, daha da seveceksin kendini, aynadaki seni, içinden seçemediğin ruhunu, ta ki kendini o kadar da beğenmeyenleri keşfedene kadar.

dersler alacaksın bunca kalabalığından, İstanbul kadar büyük yalnızlığından. paha biçilemeyecek kadar değerli dersler. "adam" edecek bunlar seni. ta ki kendini, kendin gibiyi, kendin kadarı bulana kadar. sonra bigün "kendin kadar" gelecek. gelecek biliyorum, geç de olsa gelecek. işte o gün bi dönüm noktası, bi milat, değişik, acayip, tuhaf, enteresan ve daha bi sürü gün. kendin ve kendin kadar yalnızlığınla bambaşka güneşler doğacak sabahlarına. karşı apartman manzaralı balkonların, ayçiçeğinin mütemadiyen yaptığı gibi güneşe, gökyüzüne hatta belki denize dönecek.

kendin ve kendin kadarla bambaşka penceerelere, dehlizlere başlayacak yolculuğun. yalnızlıklarınızı birleştirip kocaman ve yalnız bi hayat süreceksiniz. doğumgününde sadece turkcell değil, bi de kendin kadar mesaj atacak. önce gülümseyecek, sonra ağlayacaksın. armağanı gözyaşların olacak. kendin kadar yalnızlığınla hep çok daha mutlu olacaksın.

ama şimdilik... yani tüm bunlar olana kadar, yalnızlığa, yalnızlığına mahkumsun.

selin.

13 Temmuz 2015 Pazartesi

yargılama...

yargılama... sana gelmeden 5 dakika önce ne yaşadığımı hiçbi zaman bilemezsin.
senden sonra ne yaşayacağımıysa, tahmin bile edemezsin, ama ben bilirim.

küçümseme... sana standart, monoton, yavaş görünen hayatım hiç bir anlam ifade etmeyebilir.
benim hayatımı bu seviye getirene kadar ne bedeller ödediğimi anlayamazsın.

bana yapmam gerekenleri söyleme... ben zaten onları senden daha iyi biliyorum, sadece yapabileceklerimin bi sınırı var, ve emin ol ben hep o sınırda yaşıyorum.

beni değiştirmeye çalışma... ben bunun çabasını zaten yeterince gösteriyorum. senden de değişmeni beklemiyorum.

senden çok bişey istemiyorum, yanımda ol, bana gül, yeter.
sarılmasan da olur. haa sarılırsan bal kaymak olur.

selin.

30 Haziran 2015 Salı

hoşgeldin sevdiğim...

 
 
hoş geldin sevdiğim... bende uzun zamandır seni bekliyodum. ne zaman gelecek diye meraklanıyodum da bi yandan. sonunda geldin, artık burdasın. sefa geldin, hoş geldin.

uzuuun uzun yazdım sana burdan. okumuşsundur belki. okumadıysan da salla gitsin, hepsi o kadar değersiz ki senin yanında. sen varsın ya, artık bana hiçbişey olmaz.

yalnız vaktimiz çok dar sevdiğim. biliyosun sen geç kaldın, bense çok erken geldim. o yüzden çok iyi değerlendirmeliyiz zamanı. yağmurda beraber ıslanmaya, elele uzun yürüyüşler yapmaya, sadece susup bakışmaya hemen başlamalıyız. sen şimdi geldin ya, benim bir dakikayı daha yalnız geçirmeye tahammülüm yok. "biz" olmalıyız, en acilinden.

hoş geldin sevdiğim... bana öğreteceğin çok şey var, hazır mısın? bense, öğrencin olmaya dünden razı.
gözlerine dalmanın nası bişey olduğunu öğret mesela.
tüm benliğinle birine ait olmanın ne demek olduğunu da...
biz gibi konuşmayı, biz gibi anlamayı, biz gibi sevmeyi öğret bana.
bi insanın yüreğine dokunmak ne demek, gözlerine parmak izini bırakmak nasıl olur, onu anlat.

"taş duvarlar arasındaki karanlığımın senden başka penceresi yok" demiş ya Sabahattin Ali, işte o pencereyi bulalım birlikte, ve ordan bakalım vaktimiz varken.

"aşk yasadışı bir uygulamadır" şeklinde tanımlar
 Enver Aysever, hadi zincirleme suç işleyelim, zamanımız dar.

"bu kadar kısa sürede hayatım olmuş olamazsın" der İclal Aydın sevdiğine. sen tam da bu kadar kısa sürede hayatım oldun sevdiğim.

sen benim kahramanım olmaya geldin ya sevdiğim, hoş geldin...
ben de seni sessiz, sakin, huzur dolu bir cumartesi günü kadar sevmeye geldim, hoş geldim...

selin.

29 Haziran 2015 Pazartesi

hoşgeldin...

Bugün dağların dumanı aralandı, hoş geldin.
Ahh ışıklar içinde kaldım, yandım efendim

Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç geldin, ben sana erken
Tutuşsun gün, yansın geceler, vaktimiz varken

Bugün günlerden güzellik, sefa geldin, hoş geldin.
Ahh bu yağmur yalnızlığımmış, dindim efendim

Sen bana yangın ol efendim, ben sana rüzgar
Tutuşsun gün, yansın geceler, zamanımız dar
Sen bana geç kaldın, ben sana erken
Soyunsun gün, sarsın geceler, vaktimiz varken

son günlerimin yüzümü güldüren şarkısı. ezginin günlüğünden tanıdığımız hüsnü arkan yazmış, bestelemiş. bununla da kalmamış birsen tezerle düet yapmış. ortaya muhteşem bişey çıkmış. geç keşfim ama meraklısına:

https://www.youtube.com/watch?v=o9EaKY8lBFw